Medya

‘Türkiye’de otosansür, sansürden daha önemli bir sorun’

Yazan: Beril Akbaşlı - Barış Yardımcı
Gökhan Tan

Ann Cooper'a göre sosyal medyanın sağladığı haber alma özgürlüğünün, Türkiye'de ana akım medya için bir baskı oluşturup oluşturmayacağı uzun vadede anlaşılacak.

Columbia Journalism School öğretim üyesi Prof. Ann Cooper, Medya bölümünün davetiyle İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde dün “İnternet ve sosyal medyanın gazetecilikteki rolü” başlıklı bir konuşma yaptı. New York merkezli Gazetecileri Koruma Komitesi’nde (Comittee to Protect Journalists-CPJ) sekiz yıl (1998-2006) üst düzey yöneticilik yapan Cooper, sunumu sonrasında HaberVs’nin sorularını yanıtladı.

Türkiye gibi, hükümetlerin medyayı kontrol altında tutmaya çalıştığı ülkelerde sosyal medyanın gazetecilik için bir özgürlük alanı yarattığı açık. Sosyal medyanın ifade özgürlüğüne katkısını nasıl tanımlarsınız?
Türkiye’de genel olarak gazetecilerin sosyal medyayı ne kadar kullandığını bilmiyorum ancak işlerinden kovulan, ana akım medyadan ayrılan ya da bağımsız haber kaynaklarına ulaşmak için sosyal medyayı tercih eden gazetecileri tanıyorum. Bence bu çok olumlu ve umut veren bir gelişme. Bu sayede alternatif medya ana akım medya üzerinde bir baskı yaratabilir. Basındaki rekabet ortamının gelişmesi de buna bağlıdır. Zaten halk da sosyal medyayı, ana akım medyanın görmezden geldikleri için tercih ediyor. Ana akım medya bu sesi dinlemeli.

Peki alternatif medya, sağlıklı haber akışını sağlama konusunda başarılı mı? Türkiye’de basın özgürlüğü konusunda otosansür, sansürden daha önemli bir sorun. Bu yalnız Türkiye için değil, dünya için de geçerli. Otosansür hükümet ya da başka bir güç odağından ileri gelebilir. Gazeteciler kendilerini hassas konularda yazarken sansürlemek zorunda hissediyor. Bu zor bir durum.

Gezi Parkı olayları sırasında ne olup bittiğini öğrenmenin tek yolu sosyal medyaydı. Ana akım medyanın görmezden geldikleri sosyal medyada kendine yer buldu.
Bu heyecan verici gelişme. Dijital teknoloji sansürü aşmak için yeni bir yol açtı. Gezi Parkı olayları esnasında ana akım medya haber yapmasa ya da penguen belgeseli gösterse bile sosyal medya bu yoldan ilerlemenizi sağladı. Her şeyden önce bilgi kaynakları elinizin altındaydı. Devletin kontrolündeki ana akım medyada gösterilmeyen haberler sosyal medyada yer buldu. Bu bilgilere ulaşmak geçmişte büyük problemdi ancak şimdi bunu izliyor olmaktan heyecan duyuyorum. Sansür sorununun bu sayede çözülüp çözülemeyeceğini kestiremiyorum ancak şimdilik tüm bunların gerçekleşiyor olması çok güzel.

Peki bir özgürlük alanı olarak tanımlanan sosyal medyada sağlıklı haber akışı adına kurallar oluşturulması söz konusu özgürlüğü kısıtlamaz mı? Yani kısıtlama getirmek çelişik bir durum olmaz mı?
Bunun için mükemmel bir formul ya da kesin bir cevabım yok. Ama gözlemlerim var. En büyük sorun haberin doğruluğu… Elli yıllık gazete okuruyum ve gazetede okuduğum haberin kaynağından emin oluyorum. Sosyal medyada gördüğüm haberlerde ise bilginin kaynağının nereden geldiğini bilmek pek mümkün olamıyor.

Türkiye’de geçtiğimiz yıl 20 gazete, gazetelerin içeriklerinin tek sahibinin gazeteler olduğuna dair, özellikle internet siteleri ve televizyon kanallarını uyaran bir deklarasyon yayınladı.
Halka açık olan sosyal medya mecralarından elbette yararlanılabilir. Ancak bir başka gazeteciye ait olan ve kaynak göstermene izin verilmeyen bilgiyi kendi haberinde kullanırsan bu gazetecilik açısından hiç etik olmayan bir durumdur.

CPJ 2012 raporunda, Türkiye hükümetinin basına karşı dünyanın yakın tarihte gördüğü en amansız savaşlardan birini açtığını söylüyor. Öte yandan hükümet daha geçtiğimiz ay Türk medyasının tarihteki en özgür dönemini geçirdiğini öne sürdü. Bu tavır üzerinden Türk medyasının şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de basın özgürlüğünün bugünkü durumu hiç iç açıcı değil. İki büyük problemden söz edebiliriz. Bunlardan biri gazetecilerin terör suçlarından hapse atılması. “Sen gazeteci değilsin, teröristsin” tavrı Türkiye'de hükümetin en çok başvurduğu argümanlardan biri. Türkiye gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi haline geldiği için utanç duymalı.

Diğer büyük problem ise Gezi Parkı protestolarıyla dünya için de görünür hale gelen ana akım medyadaki sansür. Bunu görmek üzüntü verici fakat bu sansür medya sahipliğiyle de bağlantılı. Gazeteciler genellikle bir seçim yapmak zorunda bırakılıyor. “Bu haberi yaparsam işimi kaybedebilirim” düşüncesi  bir gazeteci için son derece kötü bir durum.

Amerika  ya da başka yerlerden gazetecilere sistematik şiddetin uygulandığı farklı örnekler verebilir misiniz? Bu gibi durumlara gazeteci dernekleri vs. nasıl tepki veriyor?
Böyle bir örnek gösteremem belki ama Amerika’da gazeteci derneklerine destek veren çeşitli kuruluşlarımız var. Birtakım sebeplerle (kaçakçılık vs.) hapiste olan gazetecilere destek veren kuruluşlarımız mevcut ancak bunlar sanıyorum ki Türkiye’de yaşananlardan farklı meseleler.

Gezi Parkı olaylarının Türkiye’de basın özgürlüğüne olumlu etkileri olacağını düşünmüştük. Hükümet karşıtı en büyük protestolara kayıtsız kalan medya, kısa sürede eylemlerin ciddi odaklarından birine de dönüşmüştü. Ancak hiçbir şey olmamış gibi pek çok gazeteci bu süreçte işten çıkarıldı. Türkiyede basının özgürleşmesi için daha ne olmalı?
Karışık bir durum… Ana akım medyada çalışmayan ya da kovulan gazetecilerle tanıştık. Bu kişilerin sosyal medyadaki yeni haber platformlarında çalışıyor olması, işlerine sosyal medya üzerinden yeniden başlaması ve kendi haber kaynaklarını yaratması, yeni fikirler üretmesi çok önemli. İşlerinden atılan gazetecilerin sosyal medyaya geçiş yapması ana akım medya üzerinde bir baskı yaratmalı. Bağımsız çalışmalar yapabilmek önemli ve bu da gazetecinin sosyal medya üzerinden kendi takipçisini oluşturabilmesiyle alakalı. Kulağa pek umutlu bir seçenek gibi gelmeyebilir ancak bu uzun bir süreç. Doğruluğundan emin olacağımız bağımsız bir ortam gerekiyor.

1 Yorum

  • Gençlerimizin ülke sorunları ile bukadar içiçe olmaları ne güzel sorular bilinçli ve ülke durumunu özetlemiş cevap veren ise türkiye konusunda bilgili türk medyasının bulunduğu durumdan daha doğrusu türkiyeden dünyanın bukadar haberdar olmasında gençliğin katkısı önemli güzel kızım teşekkürler Baban

Yorum yazın