Yaşam

Mayın dedektörü fareler

Yazan: Ahmet Şık

Türkiye’de son yılların tartışma konularından biri de, topraklarına gömülü 1 milyondan fazla kara mayınının temizliği sorunu. Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesine ilişkin yasa TBMM’de kabul edilse de, mayın temizlemenin yöntemleri, temizlenmiş arazinin ne yapılacağı ve bu işin neden İsrailli firmalara verildiği konusundaki tartışmalar nedeniyle bu hayati konu bir türlü hayata geçirilemedi. Türkiye’nin sınır boyları bir yana, 25 yıldan uzun zamandır süren savaş nedeniyle de hem PKK’nin hem de TSK’nin bölgede mayın kullandığı biliniyor. İşin kötüsü bu döşenenmayınlaran hiç birinin haritası da yok. Öyle ki boşaltılan 4 binin üzerindeki yerleşim birimi de mayınlandığı için köye dönüşlerin önündeki en büyük engellerden biri de bu. Maliyeti oldukça düşük, ortalama 2 dolar olmasına karşın bir mayının temizlenmesi için gereken para ise bin doları bulabiliyor. Neredeyse 100 yıllık bir ömre sahip olması nedeniyle de, temizlenmemişse eğer mayınlardan patlamadığı sürece kaçış yok.

Fareden dedektör
İlerleyen teknolojiye rağmen dünyanın en zor işlerinden biri olan mayın temizliğinde son yıllarda öne çıkan gelişme ise mayın bulan fareler. Yanlış okumadınız, evlerin davetsiz misafirleri olarak sevilmeseler de, hastalık da taşıyan pis hayvanlar olarak bilinse de, kara mayınları konusundaki en dertli ülkelerin bulunduğu Afrika’da son bir kaç yıldır eğitimli fareler, mayın tarlalarında görev yapıyorlar. Mozambik’te 20 yıldan uzun bir süredir yaşanan ve 1 milyondan fazla kişinin ölümüne neden olan iç savaş ve çatışmalarda neredeyse tüm ülkenin bir mayın tarlasına çevrilmesinden sonra, bu mayınların yüksek maliyetli temizlik işi için parası olmayan hükümet ülkede bol miktarda bulunan fareleri eğiterek mayın bulma uzmanı haline getirdi. 1 aylık olduktan sonra belli bir eğitimden geçirilen fareler salındıkları alanda koklayarak mayınların yerini tam olarak bulup hızla kazdıktan sonra imha edilmelerini sağlıyor. Bu tehlikeli görevi başarıyla yerine getiren farenin ödülü, maliyeti teknolojisiyle kıyaslanmayacak derecede ucuz olan muz ya da fıstık. Yöntem öyle başarılı oldu ki bahtı da kendi gibi kara olan Afrika’nın bir çok ülkesi mayın temizliğinde farelerden faydalanıyor.

Kahraman Fareler
Mayın temizliğinde fareleri kullanma fikrinin babası olan ve bu konuyla ilgili tanzanya’da 7 yıl çalıştıktan sonra fareleri mayın temizleme konusunda eğitip kullanmayı başaran araştırmacı Bart Weetjens’in konuyla ilgili kurduğu örgütün adı da Kahraman Fareler adını taşıyor. Üstün koku alma yetenekleri nedeniyle fareleri metal ve patlayıcıyı bulma konusunda eğiten Weetjens, daha önce kimi basın organlarına verdiği demeçlerde daha önce mayın temizleme işinde iyi koku alan köpeklerin kullanıldığını anımsatarak, “Ancak fare kullanma yöntemi, köpeklerden çok daha uygun. Çünkü mayınlar, kimi zaman köpeklerin ağırlıkları nedeniyle patlıyor. Oysa mayınları koklayarak arayan fareler o kadar küçük ki, ağırlıkları mayınları patlatmıyor. Ve mayın arama ve bulma işlemi sırasında, hiç fare ölmüyor. Üstelik fareler, hem plastik, hem de metal mayını bulabiliyorlar” diye sistemin kolaylığını anlatmıştı.

Mayını bulan muzu alır
Özellikle Mozambik ve Tanzanya’da faraleri mayın bulma konusunda eğiten kurumlar, aynı zamanda Belçika merkezli APOPO isimli bir derneğe bağlı olarak faaliyet yürütüyor. Çok ortaklı bir yapısı bulunan APOPO’nun maliyetleri ise bağışlarla karşılanıyor. APOPO’nun ortakları arasında Dünya Bankası, Belçika Hükümeti, Amerika Ulusal Sağlık Enstitüsü, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Sokoine ve Antwer Üniversiteri gibi pek çok saygın kurum bulunuyor. APOPO üyesi Kahraman Fareler örgütü öncülüğünde başlayan çalışmalarda önce yakalanan farelerin evcilleştirilerek insanlar tarafından eğitilme kapasitesi araştırıldı. Alınan olumlu sonuçlardan sonra da asıl amaç olan fareler üzerinde mayın eğitimi başlatıldı. Fareler 1 aylık olduktan sonra başlatılan çalışmalarda ilk eğitim sosyalleşme. Bu eğitimde fareler ıslak çimenden, hareket halindeki bir kamyona kadar çok çeşitli mekanlarda tutuluyor. Böylece, değişik yerlere alışmaları, ilerde farklı bir ortama girdiklerinde ürkmemeleri sağlanıyor. Farelerin eğiticileri dışında, başka insanlarla da karşılaşmaları sağlanarak mayın arama sırasında hiç tanımadıkları bir kişiyle çalışmalarına, ürkmemelerine olanak sağlanması amaçlanıyor. Birkaç aşamalı eğitimler koku eğitimi ile devam edip kör test ile sona eriyor. Eğitimin son aşamasındaki bu test süresince, fareler gözleri bağlı bir şekilde mayın bulmak zorunda. Tasmayla bir tele bağlanan fareler buldukları mayının etrafındaki toprağı eşeliyor. Küçük ve hafif olmaları nedeniyle bu eşeleme sırasında mayın de tetiklenmemiş oluyor. Mayın bulduktan eğitmeni tarafından o tel sayesinde fare geri çekilirken, patlayıcıyı etkisiz hale getirmek ise yine bu konuda eğitimli insanların görevi. Eğitimleri boyunca, insan seslerine ve insanların çevresinde olmaya alıştırılan farelerin tüm testlerin sonunda da ellerkine geçen ödül ise bir muz ya da fıstık oluyor.

En ucuz yöntem
Mayınlı alanların temizliğinde kullanılan son teknoloji cihazların maliyeti milyon dolarları buluyor. Ekonomik olarak meliyetinin yanısıra en ucuz yöntem olan metal dedektörleri ise her zaman doğru sonuç vermediği gibi aynı zamanda da çok yavaş. Mayın temizliğinde görevli bir kişi yüz metre kareyi ancak 2-4 günde tarayabilirken fareler bu ölçüdeki bir alanı bir saatten kısa bir sürede başarılı bir şekilde tarayabiliyor. Ortalama yaşam süreleri 8 yılı bulan dedektör farelerin eğitimine ortalama 5 bir Euro yatırım yapılıyor. Bu rakam köpeklerde ise 25 bir Euroya kadar çıkıyor. Eğitilen fareleri sahada mayın avlamak için devletler veya şirketlere kiralayan Karmana Fareler Örgütü bu işin karşılığında ödenen aylık kira bedeli, sigorta ve ulaşım hariç ortalama 110 Euro alıyor. Yıllık maliyeti her biri için 500 Euro olan ve hem metalin hem de plastiğin kokusunu alabilen farelerin çalışma sahalarının büyüklüğü, hızı ve elde edilen sonuçlar düşünüldüğünde mayın temizliğinde kullanılan şu anda bilinen en ucuz yöntem.

Türkiye’de durum
Karamayınları ilk kez, 1862’de Amerika’da, Kuzey-Güney Savaşı’nda kullanıldı. Anti-personel Karamayınları ise, I.Dünya Savaşı’nda, anti-tank mayınlarının sökülmesini engellemek amacıyla geliştirildi. II. Dünya Savaşı’nda kullanılan anti-tank ve anti-personel karamayını sayısının yaklaşık 300 milyon olduğu tahmin edilmekte. 1960’lı yıllara kadar, karamayınlarının kullanımı daha kontrollü bir biçimdeydi ve bunların kayıtları tutulup, haritaları çıkarılmaktaydı. Ancak bu yıllardan sonra, artık toprağa gömülmesi gerekmeyen mayınların geliştirilmesiyle birlikte, mayın kullanımındaki kontrol de ortadan kalktı. Artık, karamayınlarının ne kaydı tutulmakta ne de haritaları çıkarılıyor. Dünyada genelinde 90 ülkede 100 milyonun üzerinde mayın gömülü. Hergün çoğu çocuk 50’nin üzerinde inzenmayın patlamasına bağlı olarak ölüyor ya da yaralanıyor.
Türkiye, 2007 yılı sonu itibariyle topraklarında yaklaşık 1 milyon mayın bulunduğunu açıklamıştı. 1984’ten bu yana çoğu sivil olmak üzere bin 300’ün üzerinde kişi mayınlar yüzünden can verdi. Ottowa Sözleşmesi’ni 2003 yılında imzalayıp ertesi yıl da taraf devlet olan Türkiye için bunun anlamı şuydu: Türkiye 2008 yılı 1 Mart’ına kadar stoklarındaki mayınları imha edecek, 2014 yılına kadar da toprağa döşeli mayınları temizleyecek, kurbanlara yardım konusunda da gerekli adımları atacaktı. Türkiye, ne yazık ki, şu anda stoklarındaki mayınların imhasını tamamlayamayan üç ülkeden birisidir. 2007 sonu itibariyle Türkiye’nin stoklarında yaklaşık 3 milyon mayın bulunuyor. 2008 yılının Haziran ayında Türkiye, Taraf Devletlere elinde kalan bütün mayınların fünyelerinin çıkarıldığını bildirdi. Bu mayınların imha süreci içinde atılmış önemli ve geri dönüşü olmayan bir adım olsa da imha sürecinin tamamlanmamış olması ve buna ilişkin bir tarihin verilmeyişi yükümlülüklerin yerine getirildiği anlamına gelmiyor.

Yorum yazın