Spor Yaşam

Dalış tüplerindeki tehlike

Yazan: Kardelen Özfırat
Dalışta kullanılan tüpler düzenli kontrol edilmediğinde dalgıçların kirli hava solumasına neden olabiliyor. (Fotoğraf: Flickr/Ridikulum)

Dalışlarda kullanılan tüpler içten paslanarak, dalgıçların kirli hava solumasına neden olabiliyor. Tüplerin 5 yılda bir denetimden geçmesi zorunlu. Ancak uzmanlara göre bu süre çok yetersiz.

Türkiye’de 200’e yakın dalış merkezi bulunuyor. Bu dalış teknelerinde her yıl yaz dönemi yoğun olmakla birlikte yerli yabancı on binlerce kişi dalış yapıyor. Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSSF) Donanımlı Dalış Talimatı‘na göre “dalış tüplerinin üzerinde beş yılı geçmeyen test tarihi bulunması” gerekiyor. Buna göre tüplerin beş yılda bir kez teste girmesi yeterli. Bakım, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın yetki verdiği kuruluşlarda yapılıyor. Peki, beş yılda bir bakım yapılması tüplerin güvenli kullanımı için yeterli mi?

Dalış tüpleri ana malzemesine göre alüminyum ve çelik olarak ikiye ayrılıyor. Tüplerin içine kompresörler tarafından sıkıştırılmış hava yani yüksek basınçlı hava basılıyor. Soluduğumuz havanın aksine bunun nemden arındırılmış, yani kuru hava olması gerekiyor. Alüminyum, çeliğe kıyasla çok daha hafif bir metal olduğu için bu malzemeden üretilen tüpler kolay taşınabilme avantajına sahip. İçlerindeki basınçlı havanın tüketilmesi nedeniyle tüpler dalış esnasında giderek hafifliyor. Boşalmaya başlayan tüp dalgıcın yüzerliğini arttıryor ve sualtında kalmasını güçleştiriyor. Ancak zaten hafif olan alüminyum tüpler bu durumdan daha çok etkileniyor. Bu nedenle alüminyum tüp kullanan dalgıçlar, yüzerliklerini dengelemek için daha çok ağırlığa ihtiyaç duyuyor; bellerinde daha fazla kurşun külçe taşıyor.

Çelik tüple gelen sorun: Paslanma

HaberVs’den Kardelen Özfırat, dalış malzemelerinin bakımlarıyla ilgili teknik servislerle görüştü.

Yüzerlikle ilgili denge sorunu daha az yaşandığı ve alüminyuma göre daha sağlam olması sebebiyle genellikle çelik tüp tercih ediliyor. Bu tüplerin içerisine doldurulan kuru havadaki oksijen zamanla çeliğin paslanmasına sebep oluyor. (Oksijen, yüzde 21 oranla azottan sonra kuru havanın içinde bulunan ikinci en yoğun gaz.) Çelik tüplerin beş yıl gibi uzun bir sürede bakımının yapılması yeterli olmuyor.

22 yıldır dalış ekipmanları teknik servisliği yapan, profesyonel dalgıç O.M. dalış teknelerinde kullanılan tüplerden kaynaklı şikayetler aldığını belirtiyor. Müşterisinin yeni bakım yaptırdığı regülatörüyle rahat hava alamadığını ve bu sebeple teknik servise getirdiğini içerisini açtıklarında ise filtrede yoğun pas olduğuna dikkat çekiyor.

Tüp kaynaklı sorun yaşadığını söyleyen üç yıldız balık adam Cengiz Çakıcı, tüp kaynaklı pasla tanışmasını şöyle aktarıyor:

“Kaş’a bir dalış teknesine gittim. İlk dalışımı yaptım. Çıktıktan sonra baş ağrısı vardı. Çok fazla üzerinde durmadım. İkinci dalışta ise ağzımda yoğun kuruluk oluştu. Giderek artan baş ağrım daha da şiddetlendi. Bir şeylerin ters gittiğinin farkındaydım çünkü tüpten soluduğum hava rahat bir hava değildi. Nefes alıp verdikçe boğazımda kaşıntı hissediyordum. Gitmeden önce regülatörümün bakımlarını henüz yaptırmıştım. İstanbul’a döndükten sonra regülatörümü tekrar teknik servise götürdüm. İçerisinden pas temizledik. Bu yaşadığım sıkıntının tüpten kaynaklandığını açıklıyor.”

Tüpü dolduran kompresörler de bakımsız olabilir

20 yılı aşkın süre dalış eğitmeniliği yapan Atila Kara, son yıllarda teknik servis hizmeti veriyor. Kara bu sorunların kompresör kaynaklı da olabileceği görüşünde. Yönetmelikte böyle bir zorunluluk olmamasına rağmen, kompresörlerin en az altı ayda bir gaz analizi testlerinin yapılması ve belgelenmesi gerektiğini vurguluyor.

Dalış tüplerinde içinde nem de olmaması gerekiyor. Kompresörler tarafından tüplere doldurulmak üzere dışarıdan emilen hava bazı filtrelerden geçiyor. Bu sırada havadaki nem de süzülüyor. Eğer filtre düzgün şekilde süzmez ise nem, yüksek basınç altında daha da yoğunlaşarak sıvı olarak birikiyor. Bu da tüpün içerisinde pasa sebep oluyor. Ayrıca bu filtreler düzenli olarak değiştirilmediğinde kirli havayı tüplere basıyor.

“Yeni regülatörümden üç kere pas temizlettim”

Çoğunlukla metal ve birbirine yapışmış bilyeciklerden imal edilen regülatör filtrelerin gözenekleri, kullanımla orantılı olarak doluyor. Filtrenin geçirgenliği azalıyor, hatta tamamen tıkanabiliyor. Üstteki fotoğrafta en solda görünen filtre, henüz kullanılmadığı için özgün rengini koruyor. Ortadaki filtrenin rengi ise çeşitli partikülleri tutması nedeniyle koyulaşmış. Sağdaki kahverengileşmiş filtrede tüp ya da kompresör kaynaklı pasın izi açıkça görülüyor. (Fotoğraf: Kardelen Özfırat)

Yeni regülatörüyle üç ay boyunca Ayvalık ve Kaş’ta bir çok dalış yapan iki yıldız dalgıç Nedim Önerbay, bu sürede regülatörünü üç defa temizlettiğine ve her seferinde de pasla karşılaştığına dikkat çekiyor: “Dalış yaparken tekne tüplerini kullandım. Soluduğum havanın farklı olduğunu hissettim. Ayrıca dalış sonrası halsizdim. Regülatörümü yeni aldığım için bu durumun regülatör kaynaklı olduğunu düşünerek teknik servise gittim. Regülatörün içinde pas tespit eden teknik servis, bu durumun tüplerden kaynaklandığını söyledi.”

Bakımsız tüplerde pas oranı fazla olduğu için regülatörün içerisindeki filtreler görevini tam anlamıyla yapamıyor ve kuru havayla beraber pas ciğerlere doluyor. Dolayısıyla bu durum, kanser dahil bir çok kronik hastalıklara kadar giden sağlık problemlerine zemin hazırlıyor.

1 Yorum

  • Habervesaire nin bu konuyu ele almasına dalış camiası çok sevinecektir eminim. Dalış ülkemizde yanlış insanların elinde. Buna dur demek kesinlikle lazım. Doğru tekneler ve doğru insanlar ile yapıldığında dalış inanılmaz bir spordur..

Yorum yazın