Spor

Ciner: Çay ocağından Kasımpaşa’ya uzanan yol

Yazan: Şafii Çelik

Kasımpaşa Spor’u satın alarak holdigine bir de futbol kulübü katan Turgay Ciner’in iş adamlığı serüveni

Hopa’dan Beşiktaş’a, Beşiktaş’tan Kasımpaşa’ya; çay ocağından iş adamlığına uzanan bir hayat! 1956 Hopa doğumlu Turgay Ciner’in hayatı, nasıl bu kadar kısa sürede değişti? Onu diğer çaycılardan farklı kılan neydi? Aslında temel soru burada başlıyor. Okul yıllarında çay ocaklarında çıraklık yapan, üniversite yıllarında Talimhane’de açtığı küçücük bir dükkânla oto yedek parça ticaretine başlayan Ciner, 7 Mart 1978’de Park Grubu’nu kurdu.

Kaçakçılık suçlamasından iş adamlığına
Turgay Ciner ve kardeşi Tuncer Ciner hakkında Almanya’dan çok sayıda Mercedes otomobili yurda kaçak soktukları gerekçesiyle 1995 ve 1998 yıllarında “Teşekkül Halinde Kaçakçılık” suçlaması ile birkaç ayrı dava açıldı. Dava konusu kaçakçılık olayının izleri 1984 yılına kadar uzanıyordu. Ciner, 1988 yılında Anadolu Endüstri Holding’in ortaklarından Osman Yazıcı ile birlikte Yazeks’i kurdu. Anadolu Endüstri’nin Irak’taki taahhüt işlerini devraldı ve 1990 yılına kadar bu ülkede anahtar teslim işler yaptı. Körfez Krizi’nin ardından Rus pazarına yöneldi. Özbekistan’da devlet için anahtar teslim entegre tekstil fabrikaları kurmaya başladı.
Ciner’in HAVAŞ’ı 1995 yılında özelleştirme ihalesinden alması pek çok soruyu beraberinde getirdi. İhaleye en yüksek teklifi, 100 milyon dolarla, “Kumarhaneler Kralı” olarak tanınan ve sonradan Susurluk kontrgerillasının cinayetine kurban giden Ömer Lütfü Topal verdi. Turgay Ciner ise 36 milyon dolarla HAVAŞ’ın ihalesini aldı. İddialara göre o dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, Topal’ın İnterpol tarafından arandığını basına sızdıran ve Topal’ın ihaleden çektirilmesine neden olan isimdi. HAVAŞ’ın alınmasından sonra Mehmet Ağar’ın kardeşi Yunus Ağar, HAVAŞ’ta görev aldı ve daha sonra da Park Holding’in Genel Koordinatörlügüne kadar yükseldi. Ömer Lütfü Topal’ın öldürülmesi davasında ise Bodrum’da bir arsa anlaşmazlığı nedeniyle Ciner tarafından ayağından vurdurulduğunu iddia eden Ersin Ortaç, “Topal cinayetinde Ciner’in aktif olarak rol aldığını” öne sürmüştü.

Medya patronu oldu
Ciner, yıllar sonra. Haziran 1997’de, 4 milyon dolar karşılığında memleketi olan Hopa’nın Limanı’nı da otuz yıllığına kiraladı. Önü açılan Ciner daha sonra madencilik, otelcilik, elektrik ve medya alalarına da el attı. 2002’den itibaren Sabah-ATV Grubu’nun sahibi Dinç Bilgin’le kurduğu ortaklıklarla da Ciner’in medya macerası başladı. TMSF’nin gruba el koymasından sonra Sabah ve ATV’nin imtiyaz haklarını Bilgin’den kiraladıktan sonra da Ciner “medya patronluğu” dönemi başladı. Ancak daha sonra, Dinç Bilgin tarafından TMSF’ye ulaştırılan belgeler nedeniyle TMSF 1 Nisan 2007’de tekrar Sabah-ATV Grubu’na el koydu. Medya sahibi olmanın avantajlı bir durumu olduğu Türkiye’de medya patronluğunu kafasına koyan Turgay Ciner, 1999 yılında Ufuk Güldemir tarafından kurulan bir haber sitesiyle yayın hayatına başlayan ve televizyon yayıncılığıyla devam eden Habertürk’ü aynı yıl 35 milyon dolara satın aldı. Nisan 2009’da ise Habertürk gazetesi yayın hayatına başladı.
Ciner Yayın Grubu, Ciner Yayın Holding olarak; Gazete Habertürk, Ciner Medya Yatırımları, Ciner Gazete Dergi (dergi yayıncılığı), Habertürk Gazetecilik ve Matbaacılık, C Yapım Filmcilik, GD Gazete Dergi (dergi yayıncılığı) gibi medya şirketlerine sahip olmasının yanında Habertürk TV, Show TV, Bloomberg HT ve bu kanalların radyosunu da elinde tutuyor. Enerji ve Madencilik  ise, Park Termik, Park Teknik, Eti Soda, Park Enerji, Park Elektrik, Silopi Elektrik Üretim, Park Toptan Elektrik Enerjisi Satış, Park Maden ve Riotur ise holdingin diğer şirketleri. Ticaret, sanayi ve hizmet sektörlerinde Park Holding, ETİ Hava Taşımacılığı A.Ş., Park Tıp Sağlık, Havaş, Larespark Hotel, Park Denizcilik, Denmar, Park Sigorta, Park Cam, Ciner Denizcilik, Ciner Gemi, Lares Turizm’e de sahip olan grubun adı ayrıca Türkiye’de kurulacak nükleer santral ihalelerinde de sıkça geçiyor.

Başbakana yakınlık
Ciner Grubu’nun Başbakan Tayyip Erdoğan’a yakınlığı konusundaki söylentiler de oldukça yaygın. Turgay Ciner’e ait Eti Soda’nın 2009’da faaliyete geçirdiği Beypazarı soda külü tesislerini bizzat Başbakan’ın canlı yayınlanan bir törenle açması halen hafızalarda. Bunun yanında Başbakan’ın gözbebeği kabul edilen Kasımpaşa Spor Kulübü’nü 2012’de satın alması da bu yakınlığın bir göstergesi sayılıyor. Turgay Ciner’in iş hayatında hızlı ilerlemesinin en önemli nedeni hükümetlerle iyi geçinmesinde görülüyor. Özal döneminde kardeşinin bağlantıları ile 1990’larda ise Mehmet Ağar ve MİT sayesinde ayakta kaldığı iddia ediliyor. Ecevit döneminde bu kez kayınpederi Hüsamettin Özkan, Ciner’in arkasındaki güç olarak ön plana çıkıyor. AKP dönemimde ise medya alanındaki faaliyetleriyle hükümetin tam desteğini aldığı iddia ediliyor.
Turgay Ciner, 1996’da Klassis Oteller’in sahibi Ahmet Hamoğulu, Zafer Yıldırım ve İhsan Kalkavan’la Beşiktaş Yönetim Kurulu’na girdi. Aynı yıl Başkan Süleyman Seba’yı devirmek isteyince Turgay Ciner’in verdiği destekler yani paraları, iade edilerek Beşiktaş camiasıyla bağları koparıldı. Aradan on altı yıl geçtikten sonra artık Türkiye’nin en büyükleri arasına giren Ciner Grubu’nun sahibi Turgay Ciner, 2012’de Beşiktaş’ın yönetiminde birlikte görev aldığı İstinye Park’ın ortaklarından Zafer Yıldırım ve İhsan Kalkavan’la birlikte bu kez Kasımpaşa Spor’u satın aldı. Kulübün yönetiminde görev alan diğer isimler ise Mübariz Mansimov Gurbanoğlu, UCZ Mağazacılık şirketinin sahibi, ABD’nin El Kaide örgütüyle bağlantısı olduğu iddiasıyla malvarlığını doldurduğu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ise “Kefilim” dediği Arap işadamı Yasin El Kadı’nın eski ortağı olan Mehmet Fatih Saraç yer alıyor. Reklamcı Yiğit Şardan, Eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın kardeşi Turgut Yılmaz ve Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan da Kasımpaşa Spor kulübünün dikkat çeken diğer yöneticileri.

Yorum yazın