İstanbul Yaşam

Çekçekçi Arif

Yazan: Kardelen Özfırat
Fotoğraf: Kardelen Özfırat

Altı yıldır İstanbul’un Anadolu yakasında kağıt toplayıcılığı yapan 19 yaşındaki Arif’le sokaklarda bir gün.

Kağıt toplayıcılığı, Türkiye’de kayıtlı 2,5 milyon insanın ve kayıtlı olmayan, çocuk yaşta bu işi yapan bir çok kişinin ekmek kapısı. 13 yaşından beri geçimini bu işten kazanan Arif de (19) onlardan biri.

İstanbul’un Anadolu yakasının lüks semtlerinde dolaşıyor. Çöplerden plastik, metal ve kitap gibi şeyler toplayarak kendisinin ve Şanlıurfa’daki ailesinin geçimini sağlıyor. “Artık kağıt toplamıyoruz çünkü çekçekte çok fazla yer kaplıyor ve ağırlığı yok” diyor. Çoğu zaman kendi bedenlerinden çok daha ağır yükleri taşıdıkları çöp arabalarına ‘çekçek’ ismini veriyorlar. “Bu yüzden ağırlığı olan ve para eden şeyler topluyorum” diye devam ediyor. Kağıt toplama işinin özellikle Afganlara ve Suriyelilere bırakıldığını söylüyor.

“Patronun” (işverenini böyle aynıyor) sağladığı bir dairede aynı işi yapan 20 kişi ile birlikte yaşıyor. Topladığı malzemeleri kilo başına 45 kuruştan yine patronuna satıyor. Bir aylık asgari ücret kazanabilmesi için ise, günde 111 kilo taşıması gerek.

Bazıları şanslı gelir dünyaya, bazıları da şansız. Sadece “zor” diyor Arif “ama şansız değilim.” Hayatındaki tüm zorluklara rağmen bir gün bile isyan etmemiş, bir gün bile “neden ben?” sorusunu sormamış kendine. Üzerindeki kıyafetleri ya çöpten buluyor ya da akrabaları veriyor. Artık çöpten çok kıyafet çıkmadığını söylüyor Arif. Çünkü yer yer kıyafet konteynerları koyulmuş ve insanlar oraya gidip bırakıyor. “Oralardan kıyafet almıyorum. Durumu daha kötü olan, ihtiyacı olanlar var, onlar alsın” diyor. İyi yürekli.

Şanlıurfa’nın Siverek’e bağlı bir köyde doğmuş. Dokuz kardeşten biri. Ortakokul 8’inci sınıfa kadar burada okuyor. Maddi sıkıntılardan dolayı okuluna devam edemiyor. Hayatta en çok istediği şey okumakmış. Babası, “para yok ben seni okutamam, git çalış” deyince düşmüş yollara. Düşüş o düşüş sonra ver elini İstanbul. 13 yaşında İstanbul Fikirtepe’de “çekçekçi’’ olarak çalışmaya başlıyor. Yaşıtları okul çantasını taşırken, onlarca kilo çöpü yüklenmiş sırtına. Nasıl yaptı o yaşta? “Mecburdum” diyor Arif, “herşeye mecburum. mutlu olmaya, çalışmaya.”

Fotoğraf: Kadrelen Özfırat

Her sabah dokuzda, dünyanın en acımasız halini sırtına yükleyip son model çekçeği ile yaklaşık 30-40 kilometre yürüyor. Tabi bu rakam her gün değişiyor. “Sokakta bizden birini görürsem yolumu değiştiriyorum. Çünkü benden önce gelen çöp kovasını boşaltmış oluyor. Belki tekrar çöp atılırsa o an, şansıma…” Üstelik hızlı da olmalı. Çünkü hızlı olmazsa eğer farklı bölgelere gidecek ve yolu daha da uzayacak. Bir de işin zabıta boyutu var.  Zabıta görürse alıyormuş ellerinden çekçeklerini. O yüzden caddelerde de fazla dolaşamıyormuş.

Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nde lisanslı olmadıkları için kağıt toplamaları yasak. Zabıtalar gördükleri yerde çekçekleri alma hakkına sahip.  Ayrıca illegal kağıt toplayıcılarının patronları belediyelere rüşvet veriyor ve toplanan malzemelerin olduğu yerlere zabıtlar uğramıyor.

Yorum yazın