Hayvan hakları İstanbul Söyleşi Yaşam

Beykoz Ormanı’nın gönüllüsü Huysuz İhtiyar

Yazan: Özlem Özkan

Sokak hayvanlarına dair duyarlılık son yıllarda “Bir Kap Su”, “Bir Kap Mama” gibi kampanyalarla, bu konuya dikkat çeken sivil toplum örgütlerinin farkındalık uygulamalarıyla ve konu hakkında hassas davranan belediyelerin aktif çalışmalarıyla her ne kadar yükselişte olsa da konuya ilişkin kalıcı bir çözüm hala bulunmuş değil. Huysuz İhtiyar grubu 2008’den beri Beykoz Ormanlarında bugün sayısı 2500’e yaklaşan hayvan dostumuza düzenli olarak yiyecek ve bakım sağlıyor.

UNESCO’nun yayınladığı Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 2. maddesi “Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır” der ve 6. maddede de bir hayvanı terk etmenin acımasız bir davranış olduğunu söyler. Türkiye’de  5199 no’lu Hayvanları Koruma Kanunu’nun 14. Maddesine göre de her ne kadar “hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, acımasız ve zalimce işlem yapmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek” yasak ve cezası 250 TL olsa da maalesef konuya ilişkin denetlemelerde yaşanan yetersizlikler sorunun çözüme kavuşmasına engel oluyor. Sadece Beykoz Ormanlarında terk edilmiş 2500’e yakın köpek mevcut. Hayvan dostu Ramazan Ölçer’in liderliğini üstlendiği Huysuz İhtiyar grubu yaz kış demeden haftada 3 kere Beykoz Ormanlarına giderek buradaki köpeklere yiyecek, su, ilaç ve barınak desteği sağlıyor. Grubun kurucusu Ramazan Ölçer ile Huysuz İhtiyar’ın başlangıcını, nasıl bu kadar büyüdüğünü ve neler yaptığını konuştuk.

Bir grup halinde orman beslemesi yapma fikri nasıl ortaya çıktı? Düzenli olarak grup halinde bu işi yapmaya sizi ne teşvik etti?

Orman beslemesine önce bireysel olarak başladım. Köpeklerin sayısı çok olduğundan tek başıma yetemeyince “Huysuz İhtiyar” diye bir Facebook sayfası açtım ve oradan etkinlikler oluşturarak insanlardan destek istedim. Orada yaşayan hayvanları düzenli bir şekilde beslemek en önemli, en hassas konu. Onların bir kuru ekmek için kavga edişlerini görünce açlığın ne olduğunu tam olarak kavradım ve ister istemez çözüm arayışına girdim. Bu canların hayatlarını devam ettirebilmeleri için en temel ihtiyaçları düzenli beslenmek.

1Takdir edersiniz ki grubun ilginç bir ismi var, ilk kez adınızın yazılı olduğu kulübeler gördüğümde çok şaşırmış ve anlam verememiştim. “Huysuz İhtiyar” ismi nereden geliyor?

“Huysuz İhtiyar” ismi ormandaki yaşlı ihtiyar bir köpeğin adıdır. Sahipleneceğim hafta kayboldu ve bir daha bulamadım. “Huysuz İhtiyar” ormanlara bırakılan; açlık, susuzluk ve ölüme terk edilen tüm köpeklerimizi temsil ediyor bizler için. Facebook sayfamızın profil fotoğrafında görünen dili dışarıda olan köpektir kendisi…

Sadece Facebook sayfanızı 80 binin üzerinde kişi beğenmiş durumda. Bu kadar insana ulaşmayı nasıl başardınız? Sayfanızı beğenen kişilerin aktif ve gruba yardımcı olduklarını söyleyebilir misiniz?

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var; evet oldukça fazla beğenisi olan bir sayfamız var fakat kesinlikle sayfanın üye sayısı çoğalsın diye reklam vermedik diğer sayfalar gibi. Biz sayfamızda siyaset yapmayız. Etkinliklere gelen insanlar bizim yaptıklarımızı gördükçe, bize yardım ettikçe ve biz de görselleri burada paylaştıkça sayfanın beğeni sayısı yükselmeye başladı. Bu güven ile alakalı daha çok, biz ormanda ne yapıyorsak birebir fotoğraflayıp takipçilerimizle paylaşıyoruz. Facebook kendi kuralları gereği bir sayfanın paylaşımının sadece yüzde 30‘unu üyelerinin görmesine izin veriyor daha fazla kişi görsün istiyorsanız para ödeyin diyor ama biz bunu yapmadık ve tamamen organik bir şekilde, kulaktan kulağa yayıla yayıla sayıca çoğaldık. Sayfanın sadece yüzde 5’i düzenli olarak yardımcı oluyor beslemelere. Keşke bu anlamda daha fazla aktif üye olsa… Sayfamız daha çok kayıp ve sahiplendirme durumlarında takipçilerimiz için yararlı oluyor.

Daha önce sizinle Pazar günleri birkaç kez orman beslemelerine katıldım ve gözlemlediğim kadarıyla kalabalık şekilde bu etkinliği gerçekleştiriyorsunuz. Günümüzde gönüllü insanlarda böyle bir süreklilik gerekliliği yaratmak çok da kolay değil; bu sürekliliği nasıl sağlıyorsunuz?

Her zaman o kadar kalabalık olamıyoruz ne yazık ki; özellikle yaz aylarında sadece 5 kişi ile besleme yapılıyor. Sürekli olarak gelemiyorlar; birçoğunun gelmesi zaten neredeyse imkansız. Bizim beslememizde sizin de bildiğiniz üzere herkes çok emek sarf ediyor; paparalar orada hazırlanıyor, kaplara konup daha sonra ormanın çeşitli alanlarına dağıtım yapılıyor, suluklar temizleniyor ve insanlar ciddi olarak yoruluyorlar. Bizler sabit 5 kişi ile yola çıkıyoruz ama etkinliklerimizi, albümlerimizi yeni gören insanlar bize katılıyorlar, önceden bizimle orman beslemesinde mesai harcayanlar ise müsait olduğu vakit geliyorlar.

Ramazan Ölçer, bir firmanın bilgi işlem departmanında çalışıyor. Hayatının her anında hayvanlara büyük önem veren Ölçer, 2008 yılında kurduğu ve amacı terk edilmiş sokak hayvanlarına çok yönlü destek verip hayatta tutmak olan “Huysuz İhtiyar” grubunun kurucusu. Bugün hala liderliğini sürdürdüğü Huysuz İhtiyar grubu; Salı, Perşembe ve Pazar günleri olmak üzere haftada 3 gün Beykoz Ormanlarına giderek burada çeşitli noktalarda hayvanlar için yiyecek dağıtıyor, kulübe yapıyor ve gerekli tıbbi ihtiyaçların giderilmesini sağlıyor. Sosyal medyada daha çok Facebook’ta aktif olan grubu Twitter, Instagram ve huysuzihtiyar.net adresinden de takip edebilirsiniz. Fotoğraf kaynak: facebook.com

Beykoz gibi İstanbul’un birçok noktasında sokakta yaşayan hayvan var ne yazık ki… Örneğin Kurtköy’de de böyle bir durum olduğunu biliyorum. Neden Beykoz?

Beykoz bu anlamda İstanbul’da en çok sokak hayvanı yoğunluğunun olduğu yer, en çok desteğe ihtiyaç duyulan bölge… Zamanında sabah Kurtköy öğlen Beykoz yardımı yapıyorduk ama gücümüz bir yere kadar sürdü. Sonrasında sadece Beykoz’a devam ettik. Kurtköy’e Pazar günleri 4 ayrı ekip giriyor besleme için. Haftanın 7 günü beslenen bir yer oldu şimdi çok şükür. Beykoz’daki canlar da haftanın 7 günü az çok beslenir doyarlar; kiloları yerindedir ama kış geliyor, kilolarını arttırmak ve onları güçlendirmek gerek. Sonuç olarak ormanda yaşadıkları gerçeğini hiçbir zaman atlamamak lazım; bizler arabalarımızdan eve girene kadar üşürken onlar tüm kışı dışarıda geçiriyorlar…

Besleme noktanızın hemen yanında bir de barınak var. Bu barınaktan gelen herhangi bir yardım ya da insani katkı var mı?

Tabii ki var. Tedavilerimizin yüzde 75’ini Beykoz Rehabilitasyon Merkezi yapıyor. Orman içindeki sulakları kış mevsimi dışında tüm mevsimlerde haftanın iki günü dolduruyor. Orman içinde yaptığımız ilk kulübelerimizin tüm paletlerini, brandalarını Beykoz Rehabilitasyon Merkezi verdi. Kışın kar yağdığında da tüm orman yolunu muhakkak açıyorlar.

Malumunuz önümüz kış mevsimi… Beykoz Ormanlarına havalar iyi olduğunda bile gitmek zorken kışın bu işi aynı kalabalıkla sürdürebiliyor musunuz? Yoksa kışın çeşitli aksamalar oluyor mu?

Kış olsa bile besleme düzeni değişmiyor yine besliyoruz ama iki temel sorunumuz oluyor:
– Üşüdükleri için çok fazla yiyorlar.
– İnsan kalabalığı da diğer mevsimlere kıyasla düşüyor maalesef. Oysa insan sayısı, insan gücü bu mevsimde bizim için oldukça önemli çünkü kulübelerimizin bir kısmı artık kullanılmaz halde, bir kısmının ise brandalarını değiştirmek gerekiyor. Destek gerektiren bir konu…

Haftada 3 gün buradasınız ve sadece mama yardımı yapmıyorsunuz. Hayvanlarımız için yaptığınız diğer yardım ve uygulamalardan da biraz bahsedebilir misiniz?

Kış haricinde tüm zamanlarda aksatmadan kene ilacı yapıyoruz. Sahiplendirme, tedavi, kısırlaştırma gibi konularda da elimizden gelen desteği vermeye çalışıyoruz. Haftalık ziyaretlerimizde ise sulakları temizleyip bakım yapıyor ve kulübeleri çoğaltıp eskiyenleri onarıyoruz.

Bu kadar sık ziyaretler, kilolarca mama ve yiyecek yardımı, kulübe yapımları, ilaçlar… Maddi olarak da kolay bir iş değil yaptığınız. İşlemler için gerekli miktarda parayı nasıl elde ediyorsunuz?

Biz insanlardan ihtiyaçlarımızı istiyoruz. Kuru mama , konserve, süt, makarna, palet ve branda. Para ile işimiz yok çünkü gönüllüyüz. İnsanlar bize güven duydukları için, yaptıkları yardımların karşılığını gördükleri için maddi destek gerektiren ihtiyaçlarımızı karşılamamıza yardımcı oluyorlar. İhtiyacı tam olarak karşılayamadığımız zamanlarda ise kendi aramızda gücümüz yettiğince bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bizim en büyük ihtiyacımız her zaman için kuru mama ve konserve.

Herkesin gücü yüklü miktarda maddi yardım yapmaya yetmeyebilir, peki bu durumda size nasıl destek verebiliriz?

Ormana eliniz boş gelebilirsiniz bunun hiç önemi yok ama bizimle gelip kulübe yapabilirsiniz mesela, orman içinde çöpleri toplamamıza destek verebilirsiniz, papara yapımına yardımcı olabilirsiniz… En önemlisi ise köpekleri sevebilirsiniz. Maddi olarak destek vermeye gücünüz tabii ki yetmeyebilir ama oraya bir kişi dahi olsa fazla gitmek o köpeklerin daha rahat yaşamalarına daha huzurlu hissetmelerine katkı sağlar.

3Son olarak da sosyal medyadaki paylaşımlarınıza değinmek istiyorum. Görüyorum ki hep hayvanların ağzından üzüntülü, insanın içini burkan paylaşımlar yapıyorsunuz. Neden böyle bir yol tercih ettiğinizi öğrenebilir miyim?

En önemli şey insanlara hayvanların da duyguları olduğunu; üzüldüklerini, canlarının yandığını, ağladıklarını, üşüdüklerini anlatmak. Biz hayatın içinden geliyoruz, hayatın gerçeğiyiz, hayatın kendisiyiz. Biz insanların içlerindeki merhamet ve vicdanı harekete geçirmeye çalışıyoruz. Sürekli yeni şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bizim üyelerimiz diğer sayfaların üyeleri gibi değil. Sadece hayvan severlere hitap etmiyoruz; sokaktaki insanlarımıza hitap ediyoruz, bu yüzden çoğalıyoruz, bu yüzden sürekli “merhamet” diyoruz, “vicdan” diyoruz.

Yorum yazın