Gündem

'Soma'daki faciaya, aşırı üretim isteği davetiye çıkardı'

Yazan: Harun Şahnacı - Güventürk Görgülü
Ahmet Şık

Soma Kömür İşletmeleri'nde emniyet sınıfı mühendis olarak çalışan Maden Y. Mühendisi Mehmet Utkan, madendeki ihmal zincirini HaberVs'ye anlattı

Mehmet Utkan (25) maden yüksek mühendisi. Soma Holding’in işlettiği madende bir yıla yakın süredir “yeraltı mühendisi” olarak çalışıyor. Esas çalışma konusu ise emniyet. Olay sırasında izinli olduğu için İstanbul’da bulunuyordu ve haberi alır almaz tekrar Soma’ya döndü. Utkan, öğle saatlerine kadar kendilerine  bildirilen ölü sayısının 400'ün üzerinde olduğunu söylüyor.

HaberVs olarak olayın yaşandığı madendeki işletme ve çalışma koşullarını öğrenmek için kendisine ulaştığımızda hiç tereddüt etmeden konuşmayı kabul etti. Soma’da binin üzerinde çocuğun iki saat içinde yetim kaldığını söyleyen Utkan, ölen dostları için gerçeğin peşini bırakmayacağını, olayın açıklığa kavuşması için tüm bilimsel verileri ortaya koyacağını söylüyor. Bundan sonra kendisi için madenciliğin bittiğini söyleyen Utkan, üretim için güvenlikten vazgeçilmesi nedeniyle faciaya davetiye çıkartıldığını düşünüyor. Utkan’ın anlattıkları, üretim ve maliyet düşürme adına insan güvenliğinin nasıl gözardı edildiğini ve bunun sonuçlarının nereye kadar uzanabileceğini gösteriyor…

Maden sahasındaki yangının elektrik panosu nedeniyle çıktığı doğru mu? Bir başka söylentiye göre yangına fazla oksijen neden olmuş.
Bazı şeyler birbirini tetikler. Oksijen de tetikler ama olayın temelinde, kullanılan bozuk malzeme, kullanılan eski malzeme, yanmaya dayanıklı kabloların kullanılmaması  yatıyor. Bu nedenle  çıkan alevin kömürü yakması durumu oluşmuş. Bu yanma da ısıyı artırdığı için gelen oksijenle birlikte kömür kendi içinde yanıyor ve karbonmonoksit çıkıyor. Karbon monoksit seviyeleri ortalama 600-700 ppm (milyonda bir birim) kimi yerlerde 1200 ppm’lik seviyeye ulaşmış. Tabii öldürür bu seviye. Arkadaşların da çoğu zaten bu nedenle boğularak ölmüşler.  Zehirlenme demek daha doğru tabii. Karbon monoksit zehirlenmesi çoğunluk. Belki yüzde 99 bundan ölüyor ama yanan birkaç kişi olduğunu da duydum. Şu ana kadar duyduklarımı paylaşıyorum sizinle.

“Yangın panodan veya kömür tutuşmasından” 

Buradaki ihmal tam olarak neden kaynaklanıyor?
Buradaki ihmal şu; sürekli üretim odaklı düşünüyorsunuz, elektrik makineleriyle çalışan bir sistem var kontrolünüzde, sürekli bunları kullanmaya sevk ediyorsunuz, havalandırma çalışacak bant çalışacak tabii bunun yarattığı bir elektrik yükü var, bunun sonucunda oluşan bir ark var. Bunların hepsi mantığın yanlışlığından kaynaklanıyor. Maden mühendisleri iki çeşit vazife ile çalışırlar. Biri emniyetçidir diğeri üretimcidir.  Üretimciler mekanize yarı mekanize çalışır, emniyetçiler ise ocağın her yerinde genelgeye göre gerektiğinde, aksi bir durum gördüğünde  üretimi durdurabilir ama o bizde yok. Emniyet sınırlarının dışına çıkıldığında da çok fazla durduramıyorsunuz üretimi. Öngörülerimiz de çok işe yaramıyor. “Bu olur”dediğimiz zaman çok itibar edilmiyor. Sonuçta böyle bir olay yaşanıyor çünkü bunun olacağı söylenmiş. 

Elektrik panosu fazla çalışmadan yüklenmeden dolayı mı alev alıyor?
Olayı doğrudan görmediğimiz için ihtimaller üzerinde durabiliriz. İki ihtimal var birincisi çok yüklenmeden dolayı kabloların erimesi ve birbiriyle temas etmesi sonucu ark oluşmuş olabilir ya da kömürün dışarıdan yanması ki bu da yüksek bir ihtimal -çünkü monoksit seviyeleri yüksek- kömürün yanmasıyla kabloları eritmesi ve ark olayıyla alevlenme yaratması. Her durumda olay kablolarda ve kablolarda kullanılan malzemelerde bitiyor.

“Müfettişler rüşvet alıyor”

Siz emniyet sınıfında çalışıyorsunuz madende. Sözünü ettiğiniz emniyet sınırları aşıldığında prosedür nedir, ne yapılır?
Evet ben emniyet sınıfındayım.  Anormal bir durum ortaya çıktığında üretim direkt olarak durdurulur ve insanlar tahliye edilir. Yapılması gereken budur.  Biliyorsunuz  Türkiye’de mevzuat,  önleyici olmaktan çok kılıfına uydurup kapatmaya yönelik olduğu için bizde de emniyetçiler raporları sunarlar, hem emniyetten hem üretimden sorumlu olan işletme müdürü karar verir. Esas olarak emniyet kurallarını belirleyen iş güvenliği uzmanları da şirketten maaş aldığı için, böyle bir sonuçla karşılaşıldı. Denetimler çok düşük. Buraya gelen Çalışma Bakanlığı müfettişleri rüşvet alıyorlar. Bunu gözüyle gören bir sürü insan var. Şimdi bunlar yaşandıktan sonra acaba kaç tane müfettiş hakkıyla gelecek aşağıya inecek, parçalar alacak bakacak inceleyecek, test edecek, malzemelere bakacak, bu kablo kullanılır mı kullanılmaz mı, aşağıdaki üretim değerlerine bakacak, makinelere bakacak, bu makinelerle bu üretim sınırı aşılmış mı aşılmamış mı hepsine bakacak.  Ben de bakacağım müfettişler hakkaniyetle yapacaklar mı işlerini göreceğim. Yaptıklarına da inanmıyorum çünkü buraya neyin ne olduğunu görebilen insanlar, tecrübeli insanlar diye gönderiliyor buraya müfettişler. Rüşvet yemekte tecrübeli olduklarını görüyoruz tabii…

“Habersiz yapılması gereken teftiş, davetle yapılıyor”

Siz bunları söylerken çekinmiyor musunuz?
Şu saatten sonra benim için madencilik defteri kapandı. Ben burada en yakın arkadaşlarımı dostlarımı kaybettim kalkıp da buranın patronundan mı korkacağım, müdüründen mi korkacağım

Fotoğraf: Ahmet Şık

Fotoğraf: Ahmet Şık

devletten mi? Şu saatten sonra kimseden icazet almam ben burada benim canım yanmış. Beni burada korumakla yükümlü olan devlet çalışmamış ben kimden korkacağım.

Bakanlık denetimleri ne kadarda bir oluyor rutin olarak?
Bakanlık denetimleri altı ayda üç ayda bir olur. Genel teftiş var, buraya geliyorlar atölyeye bakıyorlar, aşağıya iniyorlar. Üç ayda bir de, gelen arkadaşların altındaki arkadaşlar gelip aşağıda işler gerçekten istendiği gibi gidiyor mu gitmiyor mu diye bakarlar.  Tabii aşağıya iniyorlar, iki tane ayağı geziyorlar ondan sonra yukarıdalar.
Bunun dışında bir de şunu söyleyeceğim; teftiş dediğiniz şey habersiz yapılır. Buraya müfettiş gelmeden bir hafta önce, ben adamın nerede kalacağını biliyorum. Teftiş dediğiniz baskın gibi yapılması gereken bir şeydir. Burada davetiye görderilerek yapılıyor. İşler bu şekilde yürüdüğü için sorun büyük.

“400'ün üzerinde ölüm var”

İçeride kaç kişi olduğu nasıl bilinmiyor? Orası kaç kişilik?
Şu anda Lambahane’de aldıkları kayıtlar 450 diyor ama tam rakamı yansıttığını düşünmüyorum. Madencilikte, yeraltına inmek için lambanızı aldığınız zaman kartlarınızı bırakırsınız. Kartınıza göre yevmiyeniz yazılır. Yani yevmiyeniz o gün lamba alıp almadığınıza bağlı. Kimi arkadaşlar lambaları kendileri koymuyor, başkasına koydurduyor filan o yüzden tam rakamı bilmek zor. Ama 450 kişinin üstünde olduğunu biliyoruz. Şu ana kadar teyit edilenler bize ulaşan sayı 400’ün üstünde. Öyle bir sayıdan bahsediliyor.

Madene 15 yaşında çocukların bulunduğundan söz edildi. Küçk yaşta işçi çalıştırma gibi bir uygulama var mı? Böyle bir şey gördünüz mü?
Yok hayır öyle bir şey yok. O kadar da değil, onu abartmışlar. O artık dezenformasyon. Yani benim yetişme tarzıma göre biri hata yapmışsa söylerim ama olmayan bir şeyle de tutup kimseyi yaftalamam. Ben burada çalışan adamlarımı biliyorum, 15 yaşında kimse yok.

“Taşeron galeride kömür bırakıyor”

Çalışma sistemi nasıl? çalışanların yüzde kaçı taşeron, ne kadarı sigortalı?
Ben rakamlara çok vakıf değilim ama esas mesele burada çalışanların yüzde kaçının taşeron olduğu değil, burada taşeronun işin yüzde kaçını yönettiğidir. Taşeron burada mühendisten çok işi yönetiyor. Kömürün  kendiliğinden yanma özelliği vardır. Buradaki Soma kömürü de yapısı gereği kendiliğinden yanmaya çok müsait.  Buradaki taşeron sistemi tonaj bazında, üretim bazında prim alınan bir sistem değil. Taşeronluk, ilerlemeye göre, yani kaç metre kazılmışsa ona göre prim alınan bir sistem. Çoğu taşeronlar da -ben de buna şahit oluyorum- arkada kömür bırakıyorlar.  Yani bir daha kazılmayacak bölgede, havanın geçeceği bölgede kömür bırakıyorlar. O bırakılan kömür de kendiliğinden yanıyor. Daha sonrasında da karbonmonoksit  yükseliyor.  Burada da bizim talimatlarımıza uyulmadığını, özellikle de taşeronların çok uymadığını görüyoruz. Şirketin kendi çalışanları doğrudan bize bağlı oldukları için söylediklerimize uymama gibi bir şansları yok tabii ama taşeron ve taşeronun getirdiği çalışanlar bizim talimatlarımızı pek dinlemiyorlar. Akşam ocağı gezdiğimizde söylediklerimizin yerine getirilmediğini görüyoruz. Yani teknik hata nedeniyle değil, onların kendi cüzdan hesabı nedeniyle yerine getirilediğini görüyoruz.  

Yani aşağıda sizinle taşeronlar arasında bir anlaşmazlık var her zaman…

Tabii, bu her zaman görülür zaten. İdare, bunun üst yönetime çok fazla yansımasını istemez. İdare durumu idare eder zaten. Önlerine bir şablon konur, onlar içini doldurur ve idare ederler. Burada da bu yapılıyor. Yani can odaklı düşünülen bir yer değil. Dediğim gibi taşeronun prim sistemi buna neden oluyor çoğu zaman. Biz arkada kömür bırakmamaya dikkat ediyoruz. Onlar ise günlük ilerleme miktarlarına bakıyorlar. Günlük ilerlemenin fazla olması için diyelim ki bir metrelik bir taban derinliği kazıyorlar. Ayak içine giden yollarda taban kabarmasını engellemek için “taban alma” dediğimiz, ayağımızın altındaki kömürü kazma işini yaparız. İşte bu kazılırken, taşeronlar genelde kömürün kaç ton kazıldığına veya ne kadar alanın genişletildiğine bakmazlar. Bir 20 santimlik tabaka kazarlar ilerlerler; “10 metre kazdım” derler, arkada kömür bırakırlar. Yani üretimden çok ilerleme hesabıyla çalıştıkları için burada yanma çok oluyor, sorun bu.

Ölen madencilerin içinde taşeron işçiler de vardı değil mi?

Fotoğraf: Ahmet Şık

Fotoğraf: Ahmet Şık

Tabii var. Bunun oranı da önemli değil. Burada çalışan taşeronun da mavi kimliği var aşağıdaki işçinin de mavi kimliği var. Bu adamların bir kabahati yok. Ben yukarıdaki patroncuklara çatıyorum. Onu ona iten onlar. Birinin önüne seçenek koyarsınız, insanlar ona yöneldiler diye, daha kötü bir durumdan daha iyi bir ekonomik duruma yöneldiler diye suçlamak doğru değil. Ona sebep olan, o denklemi kuran, o senaryoyu onun önüne koyanlar kimler ona bakmak lazım. Burada taşeron suçlu değil, taşeronluk sistemi suçludur. Bu sistemi işletenler suçludur. “Seçimler için patronlardan para alayım, ben de onlar için taşeronluğu kolaylaştırayım” diyenler suçludur burada. “Onlar için saha vereyim” diyenler suçludur. Kalkıyorsun Haziran’da genelge çıkartıyorsun maden sahalarını düşük bedellerle veriyorsun. Alanlar kim? Ruhsat çıkanlar hep iyi geçindikleri, kendi adamları, akrabaları, rüşvet verdikleri, rüşvet aldıkları insanlar. Böyle rezil bir düzenin içindeyiz. Patronu bile artık suçlamıyorum. Burada devlet adamı olduğunu iddia eden, devlet ciddiyeti içinde insana vicdanla yakşlaştığını iddia eden sahtekar siyasetçileri suçluyorum. Onlar yalan söylemeyi bırakıp vicdanlı olsalar her şey çözülür. Bunun için adam yetiştinmek gerekir adam da yetiştiremiyoruz artık, o kültürü de kaybettik, ektiğimizi biçiyoruz aslında.  

“İlk 2 saatte madendeki karbonmonoksit miktarı yükseldi”

Aşağıda kalanların kurtulma şansı var mı?
Şu anda havalandırmayı parça parça yönlendirerek kurtarmaya çalışıyorlar çünkü içeride halen yangın sürüyor. İçerideki monoksiti hava kapıları kurarak başka yere yönlendiriyorsunuz  zaten içeride artık cenaze çıkarma çalışması yapıldığı için bu yöntem kullanılıyor.

Yani hiç umut yok öyle mi?
Maalesef yüzde 90 teyit edilmiş durumda. Çünkü içeriden, bütün alanlardan kurtarılanlar var, o arkadaşların söylediği, diğer arkadaşların kurtarılamadığı. Çünkü havanın yönü değiştirildiği sırada, o iki saatlik süre içinde karbonmonoksit oranı çok yükselmiş. Bundan dolayı arkadaşların kurtulma ihtimali çok çok düşük.

Bundan sonra ne yapacaksınız?
Ben bu adamları rahat  bırakmayacağım çünkü onlar benim canımı yaktılar. Rahat bırakmayacağımdan kastım tabii yasa dışı bir şey yapacak değilim. Konuşacağım, bilimsel bir deklarasyon da hazırlayacağım. Monoksit ölçümlerini, metan ölçümlerini koyacağım bunu üretim artışıyla ilişkilendireceğim -ki son iki ayda üretim çok ciddi ölçüde arttırıldı. Bunda bir hata olduğunu göstereceğim ve gerekli bütün yolları da aşacağım. Çünkü burada benim arkadaşlarım dışında bir sürü kardeşim öldü. Hepsi de karın tokluğuna çalışan insanlar saati beş lira! Ben bunlar için mücadele edeceğim.

Son dönemde üretim çok mu artırıldı?
Üretime çok önem verildi. Üretime çok önem verirseniz göreceli olarak emniyete verdiğniz önem de düşer. Üretime ağırlık verdiğiniz zaman zaten sorunlar başlıyor. Başa çıkılabilecek kapasiteyi de aşmıştı o gelen sorunlar. Bu aşamadan sonra artık kazalar meydana geliyor. Üretimle ilgili bir kapasite belirlenmiş, performans tutturulmuş, bunun üzerine bir şeyler koyduğunuzda  artık emniyete ağırlık vermek zorundasınız o da yapılmamış ve bu yaşandı.

22 Yorum

  • senin eline ağzına yüreğine sağlık mehmet utkan. bu dünya senin gibi doğru düzgün insanların yüzü suyu hürmetine dönüyor..

  • Ümit vadeden genç mühendisimiz kafamdaki tüm soru işaretlerini giderdi. Kendisine teşekkür ederim. İnşaallah herşey en kısa zamanda düzelir. Ancak ben mühendisimizin maden hayatını sonlandırmasını değil ,bu hayatın daha çok içine girmesini arzu ediyorum. Böyle vatansever mühendislere yurdumuzun çok ihtiyacı var.

  • Hepimizin başı sağolsun. Yakından tanıdığım arkadaşım Mehmet ve yakınlarını kaybedenlerin acısını paylaşıyor, sabır diliyorum. Kendisine yakışanı yapacağından şüphemiz olmadığı gibi bu işin takibini korkusuzca yürüteceğinden eminiz. Dualarımızla yanındayız.

  • Yüreğine sağlık kardeşim. Arı kovanına çomak sokuyorsun, kardeşim lütfen kendine dikkat et. Uyutulmuş ulusumuz senin gibi cesaretlilerle uyanacaktır.

  • Arkadaşlar, bir fon kuralım, geleceğimiz, umudumuz olan bu delikanlıya, üç beş sağlam -devlet malı değil elbet- koruma tutalım. Başbakana da yiğitliğin balkondan değil, madenden konuşmak olduğunu gösterdiği için, olayı gerçek, dürüst, detaylı olarak açıkladığından dolayı defalarca alnından öpüp teşekkür edelim ona.

  • Söylediklerin doğruysa bi mühendis olarak soruyorum sana. Emniyet mühendisi olarak çalıştığın yerde bunları gördüğün halde sustuysan hiçbir şey yapmadıysan bu olayın sorumlularındansın mehmet utkan…. nasıl emniyet mühendisisin sen ya bunlara nasıl engel olamazsınız.. bildiği halde susan mühendisler yüzünden buradayız… olaydan sonra konuşmak kolay olaydan önce neden konuşmadın arkadaşm yazık çok yazı…

  • Kaza oluncaya kadar madem ihmaller vardı sen nerdeydin neden ihmalleri açıklamadın neden orada hala çalıştın, aylığını aldın sustun şimdi üzerime ceza gelir diyerek ihanete soyundun

  • Suçlayan kardeşlerim.
    Müfettişin rüşvet aldığı yerde kime şikayet edeceğim ben bunları. Oturduğunuz yerden konuşmak kolay. Burada bizim yaşadıklarımızın binde birini yaşamadınız siz.

  • Uzaktan konuşmak kolay. Bunları açıklayan arkadaş söylüyorum yapmıyorlar diyor. Kimi kime şikayet edeceksin? Bu adamlar, sendikasını, müfettişini, bakanını başbakanını, yedi sülalesini bağlamış bir tane genç mühendisten mi korkacaklar sanıyorsunuz. Sizin niyetiniz maden sahipleriyle hükümetin kurduğu tezgahı aklamak ama halk anlıyor artık çevirdiğiniz dolapları

  • İş işten geçtikten sonra konuşmanın ve bir suçlu aramanın kimseye faydası olmadığını biliyoruz ve bugünlerde de görüyoruz.
    Somada yaşadığımız kazada 301 emekçi insanımızın hayatını kaybettiği madende emniyet mühendisi olarak görev yapan Mehmet Utkan isimli maden mühendisinin habervesaire isimli internet sitesine yapmış olduğu röportaja cevaptır.
    Öncelikle Allah’ım kazada hayatını kaybeden şehitlerimize kabirlerinde rahat bir uyku ve kederli ailelerine sabır ihsan eylesin. Kazadan yaralı olarak kurtulan meslektaşlarıma acil şifalar dilerim…
    Emniyet Mühendisi ne demek anlamını dahi bilmeyen bir mühendisin kan donduran açıklamalarını okuduk. Kendi sorumluluğu adı altında olan işlemlerde ihmaller olduğunu söyleyerek bunlardan hesap soracağını söyleyen bir mühendisin nasıl akıl tutulması yaşadığını, kendi ideolojik fikirlerini yine kendi ayarsız terazisinde nasıl tarttığını gördük.
    Mehmet Utkan diyor ki; 400 civarında ölü var hem de öğlene kadar, kendisi yaşanan açık alevli kömür yangınında meydana gelen göçüklerin temizlenmesini ve aynı zamanda tahkimat atma işlemlerinin nasıl yapıldığı konusunda hiç fikir sahibi değil, sihirli bir değnek ile değil bilek gücü ile hallediliyor bu işlemler. Olayın 5. Günüde son şehidimize ulaşıldı ve son rakam 301 idi. Somada yakınım, evladım, eşim yer altıda diye başvuru yapan bir aile dahi kalmadı resmi açıklamadır Şehitlerimizin ve sağ kurtulanların isimleri AFAD’ın sitesinde yer almaktadır. Kazanın ilk saatlerinde resmi açıklama dahi yapılmadan, kazadan 24 saat sonra koşa koşa bilinmedik yerlere yalan yanlış ve sapkın ideoloji içeren vicdan yoksunu açıklamalar yapan sözde mühendis üzerimdeki suçu nasıl atarım diye acemice kalkıştığı bu olayda kendi kazdığı kuyuya düştüğünü görüyoruz.
    Ve diyor ki; Ölen arkadaşlarımın hesabını soracağım, sen arkadaşların hayatta iken sesini çıkartmamışsın iyi miktardaki maaşını her ay tatlı tatlı yemişsin neyin hesabını soracaksın? İşin Türkçesi sözde mühendis şunu diyor benim sorumluluğumda ki işlerde olan ihmallerden kaynaklı arkadaşlarım öldü ben sonuna kadar suçluyum maaşımı alırken her şey güzeldi, tabi şimdi işler karıştı kendisi de bundan nasıl yırtarım düşüncesi içindedir.
    Yaşanan kazada trafo veya kabloların yangını tetiklemesi gibi bir olay yaşanmamıştır ki en basitinden bilinmesi gerekir ki evlerimizde yüksek voltaj veya aşırı elektrik tüketiminden kaynaklı kazalardan korunmak amaçlı sigortalar bulunmaktadır. Zeki olduğunu düşünen mühendis yüksek voltaja ve aşırı elektrik tüketiminin yaratabileceği olumsuzluklara karşı maden de enerji kesicilerin olduğunu veya olabileceğini ve anti grizu özelliği olmadan da yer altında kullanılamayacağını bilmiyor.
    1200ppm karbon monoksitte bir insan hemen boğularak hayatını kaybetmez, doğrusu 2000ppm’de insan 1 saat hayatta kalabilir.
    Madenlerde kullanılan ekipmanların tutarları yüzlerce bin TL veya milyon TL bazındadır, basit bir akıl yürütme ile şuna varabiliriz. Sizin yer altında kullandığınız ekipmanların tükettiği enerji miktarı belli ve bu bilindiği halde fiyatı pahalı olan ve sizin işinize yaramayacak bir trafoyu alacaksınız kullanmaya çalışacaksınız ya da trafonuz yetersiz aşırı yükleme yapacaksınız gücünün çok çok üzerinde yüklemeler yapıp yüzlerce insanın canına kastedecek tehlikeli işler yapacaksınız, kendini kurnaz zanneden bu mühendis arkadaşım işveren ne işçilerinin ölmesini ister nede yüzlerce işçi için ailelerine tazminat ödemek ister mantıktan yoksun konuştuğun ve uydurduğun tezlerinden biri daha çürüdü.
    Dehşete düşerek okuduğum bir paragrafta ise bu zat kimi prosedürlerden bahsediyor olan sıkıntıları emniyet mühendisinin rapor ettiğini ve kararı işletme müdürünün verdiğini söylüyor. Yahu sen bir sorunun sıkıntı sorunu görüyorsun işletme müdürü bunu uygulamıyor, iş güvenliği uzmanları görevlerini tam yapmıyor. Ek olarak diyorsun ki Çalışma Bakanlığından gelen müfettişler rüşvet alıyor. Yahu senin mühendisliğini geçtim sen nasıl insansın, nasıl susuyorsun nasıl uyuyorsun nasıl geziyorsun ortalıkta adamım diye. Bu ülkede hayvan haklarını koruma derneği dahi kalkıp video çekerek, Tv’lere direk katılarak, kendilerini yetkili mercilerin önlerine zincirliyorlar. Sen kardeşlerim arkadaşlarım var diyorsun sen nasıl bir yaratıksın !!! Kardeşlerim öldü ihmal var diyorsan evet ihmal var ihmal sensin evet ihmal var senin gibi adamlara neden sesini çıkarmadın sorusunu sormayanlardır !!! Ve diyor ki; sözde mühendis bundan sonra bende müfettişlerle aşağıya ineceğim işlerini hakkıyla yapıp yapmadıklarını inceleyeceğim, sen zamanında bunu yapmamışsın artık lafını dahi etme, senin gibi sorumsuz, ahlaksız ve nice hakaret sıfatının timsali insansızlık vasfının en büyük temsilcisi sana edecek hakaret kelimesi bulamıyorum artık… Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır, sende susmuşsun sende dilsiz şeytansın. Şimdi müdürden şundan bundan hesap soracağım ya sen kimsin artık seni maden sahasına değil sorgulamadan içeri almaları lazım…
    İnsanlıktan muaf sözde mühendis diyor ki; Ben eksileri görürüm söylerim şirket yetkilileri bunları uygulamak zorunda fakat ben taşeron firmaya gerekli uyarıları yapmama rağmen beni dinlemiyorlar, akşam yer altında kontrollerim esnasında söylediklerimin duygulanmadığını görüyorum diyor. Şirket yetkilileri madem seni dinliyor sen neden bile bile cinayet işlemek isteyenlere yardım ve yataklık yapıyorsun. Bu arada söylediklerine gereken cevabı verdikten sonra maden de taşeron uygulaması olmadığını belirtmek isterim. Kendisi ekmek yediği kapıdan bihaber yaşamakta sadece maaşı almak için çalışmaktadır.
    Son olarak arttırılan üretimden bahseden katil mühendis üretimin artınca emniyetin düştüğünden bahsetmektedir. Aslında bu yapmış olduğu röportaj kendisinin suçu itirafına delil olarak sayılmalıdır. Üretim planı kafaya göre arttırılan bir şey olmadığı gibi üretim hızı artınca emniyet düşmez emniyet, görevli olan mühendisin görevini yapmadığı zaman düşer. Elinizdeki imkanlar sınırlı iken üretimi aşırı derece arttırmanız mümkün değildir. Yaşanan elim kazanın aşırı üretim ile alakası yoktur, bu konular hakkında bilgisi olan ideolojik fikirlerinin esiri olmayan, kör olmayan her bilgili ve ilgilinin tahmin edeceği üzere bu madeni ilk çalıştıranlardan kaynaklı bir kaza olduğu göze batmaktadır.
    Sonuç olarak 1 yıla yakın bir süredir çalıştığı yerde gerekli sorumluluklarını yerine getirmeyen sözde mühendisin yaptığının, cinayet işlemek isteyen birisine silah temin etmekten başka bir açıklaması olamaz. İdeolojisinin kurbanı olmuş ne dediğini bilmeyen, sorumluluklarını yerine getirmeyen bir insan ziyanlığının kendi suçunu nasıl birilerine yıkma çabası içerisinde olduğunu görmekteyiz. Bu şahsı sorgulamadan bağrına basmaya çalışan düşünce yoksunu insanlara, sorgulamayan insanın salak olarak adlandırıldığını belirtmek isterim ve bu düşünce yapılarında ki adaletsizliğin ve sakatlığın doğum esnasında oksijensiz kalmalarından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Haksızlığı görmesine rağmen susan bir şeytan için daha fazla kelimelerimi tüketmek istemiyorum. Tekrar milletimizin başı sağolsun…

  • canım abim seninle gurur duyuyorum senin desteklerinle şu anda maden mühendisliği okuyorum sana bırakmak yakışmaz..yoluna bak abim herşeye rağmen.. unutma bi gün güneş biz madenciler için yerin altından doğacak buda senin gibi başımızdaki insanlar sayesinde olacak çekip gitmek bırakmak en kolayı sen zor olanı seç…

  • İş işten geçtikten sonra konuşmanın ve bir suçlu aramanın kimseye faydası olmadığını biliyoruz ve bugünlerde de görüyoruz.
    Somada yaşadığımız kazada 301 emekçi insanımızın hayatını kaybettiği madende emniyet mühendisi olarak görev yapan Mehmet Utkan isimli maden mühendisinin habervesaire isimli internet sitesine yapmış olduğu röportaja cevaptır.
    Öncelikle Allah’ım kazada hayatını kaybeden şehitlerimize kabirlerinde rahat bir uyku ve kederli ailelerine sabır ihsan eylesin. Kazadan yaralı olarak kurtulan meslektaşlarıma acil şifalar dilerim…

  • Emniyet Mühendisi ne demek anlamını dahi bilmeyen bir mühendisin kan donduran açıklamalarını okuduk. Kendi sorumluluğu adı altında olan işlemlerde ihmaller olduğunu söyleyerek bunlardan hesap soracağını söyleyen bir mühendisin nasıl akıl tutulması yaşadığını, kendi ideolojik fikirlerini yine kendi ayarsız terazisinde nasıl tarttığını gördük.

  • Mehmet Utkan diyor ki; 400 civarında ölü var hem de öğlene kadar, kendisi yaşanan açık alevli kömür yangınında meydana gelen göçüklerin temizlenmesini ve aynı zamanda tahkimat atma işlemlerinin nasıl yapıldığı konusunda hiç fikir sahibi değil, sihirli bir değnek ile değil bilek gücü ile hallediliyor bu işlemler. Olayın 5. Günüde son şehidimize ulaşıldı ve son rakam 301 idi. Somada yakınım, evladım, eşim yer altıda diye başvuru yapan bir aile dahi kalmadı resmi açıklamadır Şehitlerimizin ve sağ kurtulanların isimleri AFAD’ın sitesinde yer almaktadır. Kazanın ilk saatlerinde resmi açıklama dahi yapılmadan, kazadan 24 saat sonra koşa koşa bilinmedik yerlere yalan yanlış ve sapkın ideoloji içeren vicdan yoksunu açıklamalar yapan sözde mühendis üzerimdeki suçu nasıl atarım diye acemice kalkıştığı bu olayda kendi kazdığı kuyuya düştüğünü görüyoruz.

  • Ve diyor ki; Ölen arkadaşlarımın hesabını soracağım, sen arkadaşların hayatta iken sesini çıkartmamışsın iyi miktardaki maaşını her ay tatlı tatlı yemişsin neyin hesabını soracaksın? İşin Türkçesi sözde mühendis şunu diyor benim sorumluluğumda ki işlerde olan ihmallerden kaynaklı arkadaşlarım öldü ben sonuna kadar suçluyum maaşımı alırken her şey güzeldi, tabi şimdi işler karıştı kendisi de bundan nasıl yırtarım düşüncesi içindedir.
    Yaşanan kazada trafo veya kabloların yangını tetiklemesi gibi bir olay yaşanmamıştır ki en basitinden bilinmesi gerekir ki evlerimizde yüksek voltaj veya aşırı elektrik tüketiminden kaynaklı kazalardan korunmak amaçlı sigortalar bulunmaktadır. Zeki olduğunu düşünen mühendis yüksek voltaja ve aşırı elektrik tüketiminin yaratabileceği olumsuzluklara karşı maden de enerji kesicilerin olduğunu veya olabileceğini ve anti grizu özelliği olmadan da yer altında kullanılamayacağını bilmiyor.
    1200ppm karbon monoksitte bir insan hemen boğularak hayatını kaybetmez, doğrusu 2000ppm’de insan 1 saat hayatta kalabilir.

  • Madenlerde kullanılan ekipmanların tutarları yüzlerce bin TL veya milyon TL bazındadır, basit bir akıl yürütme ile şuna varabiliriz. Sizin yer altında kullandığınız ekipmanların tükettiği enerji miktarı belli ve bu bilindiği halde fiyatı pahalı olan ve sizin işinize yaramayacak bir trafoyu alacaksınız kullanmaya çalışacaksınız ya da trafonuz yetersiz aşırı yükleme yapacaksınız gücünün çok çok üzerinde yüklemeler yapıp yüzlerce insanın canına kastedecek tehlikeli işler yapacaksınız, kendini kurnaz zanneden bu mühendis arkadaşım işveren ne işçilerinin ölmesini ister nede yüzlerce işçi için ailelerine tazminat ödemek ister mantıktan yoksun konuştuğun ve uydurduğun tezlerinden biri daha çürüdü.

  • Dehşete düşerek okuduğum bir paragrafta ise bu zat kimi prosedürlerden bahsediyor olan sıkıntıları emniyet mühendisinin rapor ettiğini ve kararı işletme müdürünün verdiğini söylüyor. Yahu sen bir sorunun sıkıntı sorunu görüyorsun işletme müdürü bunu uygulamıyor, iş güvenliği uzmanları görevlerini tam yapmıyor. Ek olarak diyorsun ki Çalışma Bakanlığından gelen müfettişler rüşvet alıyor. Yahu senin mühendisliğini geçtim sen nasıl insansın, nasıl susuyorsun nasıl uyuyorsun nasıl geziyorsun ortalıkta adamım diye. Bu ülkede hayvan haklarını koruma derneği dahi kalkıp video çekerek, Tv’lere direk katılarak, kendilerini yetkili mercilerin önlerine zincirliyorlar

  • Sen kardeşlerim arkadaşlarım var diyorsun sen nasıl bir yaratıksın !!! Kardeşlerim öldü ihmal var diyorsan evet ihmal var ihmal sensin evet ihmal var senin gibi adamlara neden sesini çıkarmadın sorusunu sormayanlardır !!! Ve diyor ki; sözde mühendis bundan sonra bende müfettişlerle aşağıya ineceğim işlerini hakkıyla yapıp yapmadıklarını inceleyeceğim, sen zamanında bunu yapmamışsın artık lafını dahi etme, senin gibi sorumsuz, ahlaksız ve nice hakaret sıfatının timsali insansızlık vasfının en büyük temsilcisi sana edecek hakaret kelimesi bulamıyorum artık… Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır, sende susmuşsun sende dilsiz şeytansın. Şimdi müdürden şundan bundan hesap soracağım ya sen kimsin artık seni maden sahasına değil sorgulamadan içeri almaları lazım…

  • İnsanlıktan muaf sözde mühendis diyor ki; Ben eksileri görürüm söylerim şirket yetkilileri bunları uygulamak zorunda fakat ben taşeron firmaya gerekli uyarıları yapmama rağmen beni dinlemiyorlar, akşam yer altında kontrollerim esnasında söylediklerimin duygulanmadığını görüyorum diyor. Şirket yetkilileri madem seni dinliyor sen neden bile bile cinayet işlemek isteyenlere yardım ve yataklık yapıyorsun. Bu arada söylediklerine gereken cevabı verdikten sonra maden de taşeron uygulaması olmadığını belirtmek isterim. Kendisi ekmek yediği kapıdan bihaber yaşamakta sadece maaşı almak için çalışmaktadır.
    Son olarak arttırılan üretimden bahseden katil mühendis üretimin artınca emniyetin düştüğünden bahsetmektedir. Aslında bu yapmış olduğu röportaj kendisinin suçu itirafına delil olarak sayılmalıdır. Üretim planı kafaya göre arttırılan bir şey olmadığı gibi üretim hızı artınca emniyet düşmez emniyet, görevli olan mühendisin görevini yapmadığı zaman düşer. Elinizdeki imkanlar sınırlı iken üretimi aşırı derece arttırmanız mümkün değildir. Yaşanan elim kazanın aşırı üretim ile alakası yoktur, bu konular hakkında bilgisi olan ideolojik fikirlerinin esiri olmayan, kör olmayan her bilgili ve ilgilinin tahmin edeceği üzere bu madeni ilk çalıştıranlardan kaynaklı bir kaza olduğu göze batmaktadır.

  • Sonuç olarak 1 yıla yakın bir süredir çalıştığı yerde gerekli sorumluluklarını yerine getirmeyen sözde mühendisin yaptığının, cinayet işlemek isteyen birisine silah temin etmekten başka bir açıklaması olamaz. İdeolojisinin kurbanı olmuş ne dediğini bilmeyen, sorumluluklarını yerine getirmeyen bir insan ziyanlığının kendi suçunu nasıl birilerine yıkma çabası içerisinde olduğunu görmekteyiz. Bu şahsı sorgulamadan bağrına basmaya çalışan düşünce yoksunu insanlara, sorgulamayan insanın salak olarak adlandırıldığını belirtmek isterim. Haksızlığı görmesine rağmen susan için daha fazla kelimelerimi tüketmek istemiyorum. Tekrar milletimizin başı sağolsun…

Yorum yazın